
Glokom (Göz Tansiyonu) göz içi basıncının artması veya görme sinirinin bu basınca karşı hassas olması sonucu, görme sinirinde ilerleyici hasar oluşmasıyla karakterize kronik bir göz hastalığıdır. En sık görülen formu, sinsi seyreden ve erken dönemde belirti vermeyen tiptir; bu nedenle hastalık çoğu zaman ileri evrede fark edilir. Tedavi edilmediğinde kalıcı görme kaybına hatta körlüğe yol açabilen glokomda amaç, göz içi basıncını kontrol altına alarak görme sinirini korumaktır. Düzenli göz muayenesi, özellikle risk grubundaki kişiler için hayati önem taşır.
Glokomda yeni tedavi yöntemleri, göz içi basıncını daha etkili ve güvenli şekilde düşürmeyi hedefleyen yenilikçi yaklaşımlara odaklanmaktadır. Özellikle minimal invaziv glokom cerrahileri (MIGS) sayesinde klasik ameliyatlara göre daha düşük riskli ve daha hızlı iyileşme süreci sunan uygulamalar ön plana çıkmıştır. Bunun yanı sıra uzun etkili ilaç implantları, mikro stentler ve lazer teknolojilerindeki gelişmeler tedaviye uyumu artırmakta ve hastaların damla kullanımına olan bağımlılığını azaltmaktadır. Kişiye özel tedavi planlaması ve erken tanı ile birlikte bu modern yöntemler, görme sinirinin korunmasında daha başarılı sonuçlar sağlamaktadır.
Glokom hastalarının belki de hayatımı en çok zorlaştıran şey düzenli kullanmaları gereken damlalardır. Yıllardır damlanın alternatifi genellikle ameliyatlar kabul edilmekte ise de ameliyatların kendi riskleri, maliyetleri ve zorlukları çoğu hastamızı ameliyat öncesi dönemde yıllarca günde 1,2 ve bazen 3 farklı damlayı 4,5 hatta 6 kere damlatmak zorunda bırakıyor.
Bu kadar damla kullanımı hem göz yüzeyinde ve gözüm başka bölümlerinde problemler yaratırken, hastanın hayat kalitesini büyük ölçüde etkiliyor. Ayrıca tedaviye uyumsuzluk dediğimiz, damlaları unutma, damla atlama özellikle glokom gibi kronik hastalıklarda ve hastaların ileri yaşlara ulaştığı hastalık tiplerinde çok daha sık görülüyor.
Bunun sonucunda glokom gibi aslında görme kaybı tedaviyle önlenebilir bir hastalık da hastaların bir kısmı tedavi uyumsuzluğu nedeniyle görmesini kaybederken bir kısmı da tedavilerine uymakta ama ilaçların yarattığı sosyal ve tıbbi problemler nedeniyle hayat kalitelerinde düşüş yaşamaktadırlar.
Son yıllarda glokom tedavisinde birçok yenilik gündeme gelmektedir, bu yeniliklerin büyük bir kısmı da damlasız tedavileri mümkün olup olamayacağı üzerine odaklanmıştır.
Geleneksel glokom tedavisi onlarca yıl boyunca "önce damla, yetmezse cerrahi" felsefesi üzerine kuruluydu. Ancak modern tıp, damla kullanımının getirdiği yan etkileri (göz kuruluğu, kızarıklık, kirpik dibi iltihabı ve bazen sistemik yan etkiler) ve hastaların ilaç uyumundaki zorlukları göz önünde bulundurarak rotasını değiştirdi. Bugün artık "erken müdahale ve yaşam kalitesini koruma" ön plandadır.
Dünya genelinde yapılan geniş çaplı araştırmalar (LiGHT çalışması gibi),SLT (Selektif Lazer Trabeküloplasti) yönteminin birçok vakada ilk basamak tedavi olarak damlalardan daha etkili ve konforlu olduğunu kanıtlamıştır. Kliniğimizde uygulanmakta olan güvenli ve çok etkili bir tedavi yöntemidir.
Glokom cerrahisinde klasik ameliyatlar hala en etkili seçim olsa da, günümüzde MIGS, yani minimal invaziv girişimler, gözün anatomisine en az müdahale ile güvenli ve etkili yöntemler olarak yerini almıştır.
Henüz ülkemizde ticari kullanıma girmemiş olsada özellikle ABD ve Avrupa da öne çıkan bir diğer yenilik ise "yavaş salınımlı ilaç sistemleri"dir. Hastanın gözüne altı ayda bir yerleştirilen mikroskobik bir implant, ilacı her gün dozunda ve düzenli olarak salgılar. Bu sayede hastanın "Bugün damlamı damlattım mı?" endişesi tamamen ortadan kalkar. Özellikle yaşlı hastalar veya fiziksel kısıtlılığı olan bireyler için bu sistemler hayat kurtarıcıdır.
Yeni tedaviler ne kadar güçlü olursa olsun, glokom tedavisinin temeli doğru takiptir.
Göz Tomografisi OCT (Optik Koherens Tomografi): Görme sinirindeki hücre kayıplarını, henüz hasta hiçbir görme kaybı hissetmeden tespit etmemizi sağlar. OCT ışıkla çalışır radyasyon yayması söz konusun değildir.
Bilgisayarlı Görme Alanı: Hastanın fonksiyonel görme kapasitesini ölçerek, tedavinin etkinliğini teyit eder.
Klinik tedavi protokolümüzde, bu cihazlarla yapılan "progresyon analizi" sayesinde hastalığın ilerleme hızı matematiksel olarak hesaplanır ve tedavi sadece göz tansiyonu değrelerine değil bu hesaplamalara göre planlanır.
Glokom tedavisi bir cihaz veya ilaç seçimi değil, bir yönetim stratejisidir. 30 yılı aşkın tecrübesiyle Dr. Ahmet Akman, her hastanın göz yapısına, yaşam tarzına ve hastalığının evresine özel "butik" bir tedavi planı oluşturur. Ankara’da glokom alanında sunduğumuz bu modern yaklaşımlar, dünyadaki en son standartlarla eş zamanlıdır.
Sonuç olarak göz tansiyonu, tedavi edilebilen bir hastalıktır. Eğer damlaların yan etkilerinden bıktıysanız, göz tansiyonunuz kontrol altına alınamıyorsa veya sinsi bir görme kaybından endişe ediyorsanız; yeni nesil lazerler ve mikro cerrahi yöntemleri sizin için en güvenli yol haritası olabilir. Görme yetinizi korumak için teknolojinin sunduğu bu yeni imkanları uzman bir gözle değerlendirmek, yarınlarınızı aydınlık tutacaktır. Gözlerinizin ışığı hiç sönmesin.
Detaylı bilgi, danışma veya randevu için hemen bizi arayabilirsiniz.
İletişim Bilgileri